Tüm Yazarlar
24 Kasım Öğretmenler

Op. Dr. Aytekin Ertuğrul draertugrul@hotmail.com

24 Kasım öğretmenler günüdür. Herkes her yazar bütün bu saçma sapan aymazlıkları( Hayat pahalılığını enflasyonu iç siyasetteki Baş Cumhurbaşkanlığı tartışmalarını ve 15 Haziran darbe teşebbüsünü vs.) bir kenara bırakarak öğretmenler gününü yazmalıdır.

Öğretmenler günü nedir nereden gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra her şey yüce dinimizin hadis-i Şeriflerinin emri olan bilime göre yapılmaya başlanmıştır. Yüce Peygamberimizin “ Bilim Çin’de bile olsa gidin alın” hadisi şerifi de hayata geçirilmiştir. Yani Türk milleti 1600 tarihinden bu yana Haçlı tuzakları ile her bilimde ilerlemeye “Gâvur icadı” dedirtilerek Müslümanlıktan da uzaklaştırılan büyük Türk milleti bilime dönerek Yüce Müslümanlığa da dönmüştür. Bu nedenle öğretmenlik ve okullar önem kazanmıştır. Öğretmenlik toplumun en önemli mesleği olmuştur. Şüphesiz ki bilim aydınlığına dönen büyük Türk Milleti 10. yıl marşında belirtildiği gibi 10 yılda her savaştan açık alınla çıkacak kadar büyük başarılara imza atmaya başlamıştır. Millet mektepleri kurulmuş her tarafta Yüce Müslümanlığın da daha ilerilere ve yücelere götürülmesi için 300 yılda bilimden uzaklaşılarak içine düştüğümüz çukurdan çıkmaya başlanılmıştır. İşte bu başarılar sürerken 24 Kasım 1928 de Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği önerilmiştir. Atatürk bunu sevinçle ve gururla kabul etmiştir. Ancak bu tarihi an yıllarca unutulmuştur. 12 Eylül 1980 müdahalesinde Milli Eğitim bakanı yardımcısı görevini deruhte eden Öğretmen Tuğgeneral Osman Güngör Feyzoğlu’nun girişimleri ve yüksek gayretleri ile Öğretmenler günü olarak ilan edilmiştir. Her yıl kutlanan öğretmenler günü işte budur. Kutlu olsun.

Herkes öğretmen olamaz ama herkes birden fazla öğretmenin ürünüdür. Atatürk bu nedenle öğretmene önem ve değer vermiştir. Atatürk öğretmenlere şu direktifi vermiştir. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak ve yükseltecek yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. “Bilim Çin’de bile olsa gidin alın” diyen yüce Allah’ın vahiy yolu ile gönderdiği emir” OKU” olan bir millete zaten bu yakışırdı demeye kalmadan Haçlı saldırıları da başlamıştır. Düşman tanımı birçok adet vardır ama bence en doğrusu şudur. “Düşman elindekini alan seni ilerletmeyendir” Elinde ne alacak düşman para mal mülk alacak ama senin bunları geri almana yarayacak bilgiyi öğrenmeni de önleyecektir.

Atamızın gününde Atatürk parası ile 80 kuruş olan bir ABD doları bu gün ( 17 Kasım 2016) itibari ile 3.323.000 TL dir. Bölersek 3.323.000:0,8=3.896.000 dır. Yani Atatürk gününden bu yana paramız 3.896.000 defa ezilmiştir. Paramızı elimizden alan haçlılar bunları geri almamızı da doğal olarak istemezler. Bu amaçla dâhildeki işbirliği yaptıklarını görevlendirmişlerdir. Bu kadar buhran yaşıyoruz bu kadar katliam yaşıyoruz bu kadar eziliyoruz bu kadar hayatımız pahalanıyor ama bunların çaresi ve ilk şartı DENK bütçe diyen öğreten bir öğretmenimiz yok. Bu çektiklerimiz açık bütçeden kaynaklanıyor diyen yok. Açık bütçeler yapılarak Türk milletinin cebinden paraları sofrasından yiyecekleri alınıyor diyen yok. Ancak, Türk milletinin DENK bütçe öğretmenleri vardır. Bu öğretmenler gününde başöğretmenimizden ve yardımcısından biraz DENK bütçe dersi alalım mı ne dersiniz.

Baş Öğretmen Atatürk Dershanesinden: Bu günkü savaşmalarımızın gayesi tam bağımsızlıktır. Bağımsızlığı bütün ancak mali bağımsızlıkla mümkündür. Mali bağımsızlığın korunması için ilk şart bütçenin ekonomik bünye ile orantılı ve DENK olmasıdır

Öğretmeni Anlamak

Öğretmeni Anlamak

Bir insanı anlamak, onun yaşadıklarını bilmekten geçer. Empati diyorlar hani, kendinizi karşınızdakinin yerine koyup ne yaşadığını, ne hissettiğini anlamaya çalışırsınız. Peki bizler empati kuruyor muyuz? Toplum olarak öğretmenleri anlamak için bir gayret gösteriyor muyuz? Yoksa, öğretmenleri 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde hatırlamak bizler için yeterli mi? Aslında sorduğum sorular kendi içinde cevaplarını da veriyor.

Toplumların maddi ve manevi refah seviyesine ulaşmasında, hiç şüphe yok ki en önemli meslek grubu öğretmenliktir. Çünkü, diğer mesleklerin hepsi bu meslek sayesinde var olmuştur. Nice doktorları, mimarları, hâkimleri, siyasetçileri yetiştiren eli tebeşirli öğretmenlerdir.

Çok uzun yazmayacağım, çok derin tahlillerde bulunmayacağım. Bu konuya uygun bir söz ile bitirmek istiyorum.

"Eğer bir doktor, avukat ya da dişçi ofisinde aynı anda farklı ihtiyaçları olan, bazıları orada olmak istemeyen, sorun çıkaran 40 kişi ile yardımcısı olmadan 9 ay boyunca her biri ile profesyonelce ilgilenmeye çalışırsa belki o zaman öğretmenleri anlayabilir. " (Donald D. Quin)

Öğrenciyi Anlamak

 

Öğretmenleri anlayalım da öğrencileri anlamayalım mı? Hatta onları daha çok anlayalım, empati kurmakla kalmayıp; sempatide duyalım. Toplumun en dinamik kesimi öğrencileri anlamak sosyal dokumuzun önemli unsurlarındandır. Bu nedenle insanlar için okul hayatı, önemli serüvenlerini yaşadığı döneme karşılık gelir.

İşinizin sadece öğrencilik olduğu zamanlar, en güzel günler olduğunu; ne yazık ki daha sonra anlarız. Öğrencilik yapmış olanlar bilirler: ‘Eğitim ve öğretim yaşamının en unutulmaz anıları, sınavlardır’. Her şey unutulsa bile sınavları unutmak pek mümkün olmaz.

En çok da ilkokul öğrencileri sınavların heyecanını iliklerine kadar yaşarlar. Özellikle okuma yazma öğrendikten sonra girilen ilk sınavın tatlı heyecanını gözlerinden rahatça anlayabilirsiniz. Ortaokul bittiğinde liselere giriş sınavı, lise bittiğinde ise üniversiteye giriş sınavları artık hayatımız için karar anlarının yaşandığı zamanlardır. Sınav maratonu burada bitiyor mu? Elbette bitmiyor.

Sınav basamaklarını tek tek aşıp üniversiteye giren öğrenci için vize ve final haftaları oldukça gergin geçer. Üniversite öğrencileri için sınav haftaları, fotokopiciler için de bayram haftasıdır. Uykusuzluk rekorlarına imza atılan hafta vize ve finaller! Vize final haftası sonrasındaki bulaşıklar ise işin belki de hatırlanmak istenmeyen en kötü anıları oluyor. Elbette harçlıkla ilgili küçük detayı saymazsak.

Şüphesiz öğrencilerin birçok sorunu var. Sınavlardan yola çıkarak öğrenci sorunlarına dikkat çekmek istedim. Öğrenci sorunlarını bu alana sığdırmak mümkün olmadığı gibi kitaplara sığmayacak kadar çok.

Anlaya bildiğimiz kadar öğrencileri de anlayalım.

İtiraf Ediyorum

İTİRAF EDİYORUM BENDE MOBBİNGLİYİM

Ülkemiz acılar ve şiddet ülkesidir. Ülkemizde iki uçta yaşamak bir seçimdir, başka bir şansınızda yoktur. Şiddet uygularsınız ya da acı çekersiniz, maalesef diyorum evet maalesef ortası yok. Çocukluktan itibaren ailede, okulda, sokakta ve işyerinde hep şiddet görürüz. Görürüz diyorum şiddeti sık sık görmek ve duymak da bir şiddettir. Haberlerde en çok rastladığımız haber yine şiddet haberleri değilmi? Ruhunuzun acıması için mutlaka mağdur olarak seçilmiş olmanız gerekmez. Başka insanların çektiği acılara şahit olmak da ruhunuzu acıtır. Bu ülkede kimi dinlesem Mobbing mağduru,şiddet mağduru şaka yollu birkaç kişinin ben zorbayım demesinden başka hala zorbaya rastlamadım. Herkes mağdur,peki bu mağdurların zorbaları nerede.Mobbing uygulayıcıları aslında yanı başımız da, bizlerle birlikte yaşıyorlar. Dürüstlüğü, insan sevgisini, meslek etiğini,dini ve ahlakı değerleri sınırsızca kullanıyorlar.

Ülkemizin milyonlarca çalışanının büyük çoğunluğu potansiyel psikolojik taciz ( Mobbing)kurbanı olarak inim inim inliyor. Mobbinge uğrayanlar arasında eğitimciler ve sağlıkçılar hiçde küçümsenmeyecek kadar çok.Mobbingin uygulandığı çalışanların inim inim inlediği çalışma ortamında mutluluk olurumu, huzur olur mu, verimlilik olur mu? Olmaz tabikide.

Ülkemizde hemen hemen her sektörde binlerce insan Mobbinge uğruyor, ruhu acıyor ve bizlerde seyrediyoruz. Ülkemizde öğretmenler,öğretim görevlileri, işçiler, mühendisler, doktorlar, hemşireler, idari memurlar, askerler, polisler herkes çalıştığı ortamda psikolojik tacize(Mobbing) maruz kalıyor. Hiçbir kimsenin, psikolojik tacize maruz kalmasını normal ve olağan karşılamıyorum. Ancak bir ülkenin adalet kapısı olan hâkimi, savcısı, avukatı Mobbinge maruz kalıyorsa ne olacak? Burası nasıl bir ülke, biz neden birbirimize eziyet ediyoruz? Bize neler oluyor? Kendisi Mobbing kurbanı olan bir insan başkasına nasıl yardım edebilir? Mobbing kurbanları bir bezginlik hali yaşarken kendilerine bile yardım edemezler.Bir idareci mobbinge uğrarken çalışanına nasıl yardımcı olabilirki? Başkalarına nasıl yardım edebilirler ki…

Mobbing insanlık suçudur.Acizliğin ta kendisidir.Üstünlük kuramayan,kendisini ifade edemeyen, insanların başvurduğu kurtuluş metodudur.Çalışma arkadaşını veya çalışanını işten çıkartmak, işten soğutmak için ve işyerinden kaçırtmak için yapılan eziyet alçaklığın en kötüsüdür. Bir insan, bir başka insana yaptığı iyilik ölçüsünde insan, yaptığı kötülük ölçütünde ise insanlıktan uzaklaşır. Mobbing uygulayıcısını tarif edecek kelime bulamıyorum. Mobbingci, yaptığı fena işlerle kendi iç dünyasını, kişiliğini, karakterini, ruh halini ortaya koyar. Mobbinge uyrayan yani mağdur aslında çok onurlu çok gururlu ve çalışkan bi bireydir. Bir insan dürüst, kişilikli, onurlu, cesur, çalışkan zeki, yenilikçi ve donanımlı ise ya gerçekten mağdur olmuştur ya da potansiyel mağdurdur.

Ama iki kişilikli, ikiyüzlü, yalancı, korkak, şahsiyetsiz, cahil, donanımsız, kıskanç ve onursuz ise bu kişi ya mobbing uygulayıcısı yada potansiyel mobbingci olmak yolunda emin adımlarla ilerlemektedir,Mobbing uygulayıcısı adayıdır.

Her akşam haber bültenlerinde o kadar çok şiddet izliyoruz ki evet artık hepimiz mobbinge maruz kalır olduk.İtiraf ediyorum artık bende mobbingliyim.

Erhan SARICA MART 2013

Bir halk kahramanı Aşık Şenlik

Deva niyetine Sözlerini dinlememiz gereken yeterine tanımadığımız Bir halk kahramanı Aşık Şenlik

 Doğu Anadolu’da Özellikle Kars, Ardahan, Erzurum bilgesinde ve .yurt dışında Gürcistan, İran, ve Azerbaycan’da tanınan Aşık Şenlik ne yazık ki kendi insanlarımız tarafından yeterince tanınmamakta ve anlaşılamamaktadır. 1850-1913 yılları arasında yaşamış bu büyük AŞIK binlerce önemli eser üretmiş ve eserleri hala büyük bir iştahla çalınıp söylenmekte ve AŞIKLIK sanatına Referans olmaktadır.

Her dörtlüğü her satırı bir mücevher kıymetindedir. Her dörtlüğünü alıp Atasözü diye yazabilirsiniz.

 

Güvenme dünyada devlete vara
Fani dünya bir insana kalmadı
Sedd-i İskender'e Rüstem-i Zal'a
Ali gibi nece aslana kalmadı

 

Yazmış olduğu 93 koçaklaması şiiri 1. Dünya savaşı ve kurtuluş savaşımız sırasında istiklal marşı gibi bir değerle insanlarımızı cesaretlendirmiştir.

 

93 Koçaklaması

Ehli İslam olan işitsin bilsin
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana
İsterse Uruset neki var gelsin
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Guşananın gılıcı geyinin donu
Gavga bulutları sardı her yanı
Doğdu goç yiğidin şan alma günü
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Asker olan bölüh bölüh bölünür
Sandınız mı Gars galası alınır
Boz atlar üstünde gılıç çalınır
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Kavga günü namert sapa yer arar
Erolan göksünü düşmana gerer
Cemi ervah biznen meydana girer
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Beni Asfer'dir bilin Urus'un aslı
Orman yabanisi balıhçı nesli
Hınzır sürüsüne dalıp gurt misli
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Hele Alosman'n görmemiş zorun
Din gayreti olan tedarik görün
At tepip baş kesin düşmanı kırın
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Şenlik ne durursuz atları minin
Sıyra gılıç düşman üstüne dönün
Artacahtır şanı bu Alosman'n
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Diğer tüm aşıklara bir değer biçmek gerekirse referans noktası Aşık Şenlik olmalıdır. Onun irticalen söz söyleyebilme yeteneği ve büyük inanç dünyası her zaman takdire ve ilgiye açık olacaktır.

 

Onun önemli divanlarından bir tanesi olan Çıldır divanını okuduğunuzda bu söylediklerimin eksik olmadığını hemen anlayacaksınız.


Ey felek senin elinen abad olan görmedim
Düşüfte cengine bir daha geri gelen görmedim
Nice yüz min Süleyman'lar hükmetti gaftan gafa
Tahtından ber garar oluf bina salan görmedim

Arşta kelam levh-u mahfuz gark oluftur nurunan
Hakdı Zebur İncil Tevrat yeten onun sırrına
Furkan'nan nasihat alan dalar daha derine
Dad-ı Hak olan gullarda nehak halan görmedim.

Sefil Şenlik aha düşüf aşk ucunnan zardadı
Ol Huda'nın bir nişanı en iptida nurdadı
Can gurban olsun Çıldıra edeb erkan ondadı
Bele diyarı gurbet elde gadir bilen görmedim..

 

1. dünya savaşından hemen önce önünü kesen bir Rus generaline yanında yüzlerce askeri varken irticalen söylediği

 

Hulusi gabilden bilsen fikrimi
Men Allah’tan Al’osmanı isterem
Merhamet sahibi ol rahmi gani
Nesli mürsel hökmü hanı isterem

Süleyman mülkünde bergarar duran
Muhammet vekili makamı nuran
Hıfsının ezberi ayeti Kur’an
Selavatl o Sulfanım isterem

Al’osman şahım var şahlar serveri
Dilinde salavat zikri ezberi
Kaftan kafa zirü zeminden beri
Hükmetmağa bir tek onu isterem

Emri Hak yedinden çekilip kalem
Var imiş ettiğim yetişti belam
Mülkünde saltanat hükmünde alem
Divanında Şevket Şam isterem

Gam günlü Şenlik’in gönlünün şadı
Çıkmaz hatırımdan Al’osman adı
Gidipti dünyanın lezzeti tadı
Mahşer günü bir mekanı isterem

Eserinde Rus generalin bile Aşık Şenliğin cesaretinden etkilenip övgüsünü esirgememiş hayatını bağışlamıştır.

Bu yönüyle de Aşık Şenlik sadece bir Aşık bir Ozan değil aynı zamanda bir halk kahramanıdır.

 

Onu daha yakından tanımak için www.asiksenlik.com sitesine girebilirsiniz.

 

Alpaslan Pehlivan Ağustos 2011

Lider Gazetesi ve Öğretmenim Dergisi

   2012 Ocak sayımızda sizlere yeni bir süpriz yaparak dergimiz eki LİDER gazetemizle de karşınıza çıktık. Yayın organları kamuoyu karşısına çıkıncaya kadar kişilerin çıktıktan sonra ise herkesin ve her kesimin olurlar.   Bizim bu yayın yolculuğunda daha çok kat etmeyi düşündüğümüz mesafeler var. Ama biliyoruz ki herşeyin başı da sonu da sabır. Sabretmek gerek bir derviş edasıyla. Öğretmenim Dergisi'nin ilk sayılarında yazmıştık, gazetecilik ve hele hele bağımsız gazetecilik, kalemi satmaktansa kırmanın yeğlendiği gazetecilik çok zor evet çok zor. İşte biz hem bağımsız kalmak ve hem de özgür olmak istiyoruz. Siyasi bir anlam yüklenmeyecekse eğer, bir ağaç gibi hür ve özgür ve bir orman gibi kardeşçesine.. Herşeyin ama her şeyin farkındayız. Gören göze, duyan kulağa ve seven bir beyne sahibiz. İçinden geçtiğimiz zaman tünelinin de farkındayız ama umudumuzu yitirmiş değiliz. İnanıyoruz ki bir gün yaşanılanlardan ötürü tarih gazetecileri yargıladığında hiç bir gazetecinin "görmedim-duymadım-bilmiyorum" deme lüksü olmayacak, sağcısıyla-solcusuyla, hükümet yanlısıyla- karşıtıyla bütün gazeteciler  "haber kutsal" ilkesini hayata geçirip, haberlere haberci gözüyle baktıklarında umuyorum en son okuduğum kitap olan Can Dündar'ın çocuğuna olan sorumluluk duygusu içerisinde kitaplaştırdığı "savaşta sen ne yaptı baba?" sorusu bizlere "siz bu ülke geleceği için ne yaptınız?" sorusu sorulmasın diye gazetemiz LİDER'i de sizlere emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla..........  

Öğretmenler Günü ve Özel Sayımız

    Dergimizin/derginizin son sayılarında EDİTÖR köşesinde genellikle konuk yazarlar oluyordu. Bu sayı yani Öğretmenim Dergisi’nin gelenekselleştirdiği Öğretmenler Günü özel sayısında, bu sayımıza gösterilen ilgi ve verilen desteğe teşekkür etme adına biz yazalım istedik. Destek veren ve bizi yüreklendiren herkese sonsuz teşekkürler.

    Biz ÖĞRETMENİZ. Öğretmenliğin yakıcı kutsiyetini en iyi bilen, öğretmenlik sorumluluğunun sırtımıza yüklediği yüklerin ağırlığının altında ezilmeyen, gece gündüz yılın 365 günü ve 24 saati telefonları daima öğrencilerine açık olan ve yıllar sonra yolda karşılaştığı, kendisinin tanıyamadığı ama öğrencisinin tanıdığı ve “hocaaaaaaamm” nidalarıyla seslendiği ve bu seslenişle yılların bütün yorgunluklarını üzerinden atan ve kalbi sadece bu ülke geleceği için çarpan, milyonluk eğitim ordusunun sadece bir çalışanıyız.

     Öğretmenler Günü’nde okul kapısına dayanan çiçekçiden, evden aldığı 1 liralık harçlığı ile o gün kantinden bir şey almayıp öğretmenine bir çiçek almayı yeğleyen öğrencilerin öğretmeniyiz. Getirdiği çiçeği vermek için önünde kuyruk oluşturan öğretmene sadece sarılmayı düşleyen öğrencilerin öğretmeniyiz. Öğrencisine kıyamadığı ve günlük harçlığını harcamaması için çiçek dahi istemediğini söylediğinde ağlayan öğrencilerin öğretmeniyiz. Devlet okullarında ve daha ziyade yoksul kesim öğrencilerinin yaşadığı ve yaşattığı bu duygu karmaşasıyla beraber, bir de altında ki ciple okula gelen ve öğretmeni aklınca aldığı pahalı hediye ile alt edeceğini ve ezeceğini düşünebilen öğrencilerin de öğretmeniyiz. Belki biz ve bizim kuşak değil ama bizden önceki öğretmen ağabeylerimizin yetiştirdiği ülke yöneticilerinin yönettiği ülkenin öğretmeniyiz. Bizim genlerimizde olan ve atalarımızın, Fatih’in ve Mustafa Kemal’in öğretmene gösterdiği sevgi ve saygıyı bugün de hak eden ve bekleyen öğretmenleriz. Kısaca; bugün yarını sağlam temellere oturtmak için çaba gösteren ama bu çabanın karşılığını bazen emek verdiği öğrencisinin bıçak darbeleriyle ödeyen bazen de velinin en vahşi saldırısı karşısında şaşkınlıktan konuşamayan öğretmenleriz. Kendisini koruyamayanların da çaresizliğe mahkûm edenlerin de öğretmeniyiz ve biz öğretmeniz.  Dağdaki teröristin de, Gezi parkında gösteride bulunanların da ve onlara müdahale etmek zorunda kalan ama kendi vatandaşına müdahale ile asla ama asla destan yazmayan polislerin de öğretmeniyiz. İyisiyle kötüsüyle, sevabıyla günahıyla, geçmişiyle geleceğiyle BİZ bu ülkenin sevdalıları ve öğretmenleriyiz.

     Onun için fazla söze gerek kalmadan emeklisiyle, çalışanıyla, atanamayıp görev bekleyeniyle kadrolu çalışanıyla,  okul öncesi ile üniversitede ki hocasıyla, branşı ne olursa olsun ama öğretmen olan bütün  öğretmenlerimizin  ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

Aktif Ziyaretçi: 2 Bugün Gelen: 167 Dün Gelen: 667 Toplam Ziyaretçi: 1005352